İNDEX TARİHÇE ÜRÜNLERİMİZ BİLGİ BANKASI
                                YAKUPOĞLU ÜZÜMCÜLÜK

Gübreleme ve Besin Noksanliklari

Asma degisik verimlilige sahip topraklarda yetistirilebilir. Diger bahçe bitkileriyle kiyaslandiginda çogu besin elementlerini göreceli olarak daha az miktarda alir. Eger topragin derinligi, tekstürü ve su içerigi uygun ise çogu bahçe bitkilerinden daha iyi yetisir ve getirisi daha fazladir. Ayrica besin elementleri ve su gereksiniminin yeterince karsilandigi verimli topraklarda gelisme, verim ve ürün niteligi yönünden asma iyi bir performans gösterir.
Tin ve kumlu tin bünyeye sahip, biraz çakilli ve orta düzeyde kireçli pH si 6.5-8.0 olan topraklar uygun bag topraklari olarak kabul edilmektedir. Agir killi veya alt katmanlari geçirimsiz yüzlek topraklar, zayif drenaj ve yetersiz havalanma özellikleri nedeniyle, bagcilik için uygun olmayan topraklardir. Bag topraklarinin organik madde içeriginin yeterli olmasi ve korunmasi, uygun toprak yapisinin devamliligi açisindan önem tasimaktadir.
Kuvvetli bir kök sistemine sahip olan asmalarda kökler, toprak yapisi uygun oldugunda oldukça derinlere inebilmektedir. Bu nedenle, 15-30 cm veya daha derin bir yüzey topragi ile birlikte, genel olarak derin topraklar üzerinde kurulan baglarda asmalar daha kuvvetli gelismektedir.

 


Toprakta suda eriyebilir tuz konsantrasyonunun yükselmesinin sonucu olan tuzluluk su ve besin maddesi alimini kisitlayarak büyüme ve gelismeyi sinirlandirir hatta toksik etki yaparak kurumalara neden olur.
Asma tür ve çesitlerinin tepkileri farkli olmakla birlikte, genel olarak asmalarin toprak tuzluluguna orta düzeyde hassas olduklari kabul edilmektedir. Vitis vinifera L. NaCl tuzluluguna Amerikan türlerine göre daha iyi tolerans göstermektedir.

Baglarda Gübrelemenin Prensipleri:
Baglarda diger gerekli kültürel islemlerle birlikte gerçeklestirilecek etkili ve dengeli bir gübreleme; hem topragin fiziksel, kimyasal ve biyolojik yapisini iyilestirmekte; hem de asmalarin her yil gelisme ve ürün için kullanmak üzere topraktan kaldirdigi bitki besin maddelerini topraga yeniden kazandirmaktadir
Baglarda uygun ve dengeli bir gübreleme yapilabilmesi için öncelikle bag topraginin verimlilik düzeyinin ve nem içeriginin bilinmesi gerekir. Özelikle sulama yapilamayan ve fazla yagis almayan bag bölgelerinde, su etmeni daha da fazla önem tasimaktadir.

                                                                      Baglarda Organik Gübreleme
Organik maddelerin parçalanmasi sonucu olusan humus; iyi bir kolloid olarak topragin katyon degisimi ve su tutma kapasitesi ile toprak sicakligini artirmasinin yanisira, topraga iyi bir fiziksel yapi kazandirarak, özellikle agir topraklarda daha iyi bir geçirgenlik ve havalanma saglamaktadir. Ayrica topragin biyolojik aktivitesinin düzenlenmesini saglamaktadir.
Ahir gübresinin baglara 2-4 yilda bir 2-5 ton/da hesabiyla, çok yagis alan bölgeler disinda sonbahar döneminde, özellikle genç baglarda ya omcalarin etrafina açilan çukurlara, verim çagindaki baglarda ise siralar boyunca, en az 15-20 cm derinlige verilerek karistirilmasi önerilmektedir. Bunun yaninda verilecek gübre miktari ve verilme sekli; toprak tekstürü, topragin organik madde içerigi ve toprak nemi ile yakindan ilgilidir.
Ahir gübresinin bulunmadigi veya yeterli olmadigi durumlarda topragin fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini düzelterek daha verimli hale gelmesi için yesil gübreleme yapilir. Bu amaçla bazi baklagil bitkilerinin gelismelerinin belli devrelerinde toprak altina gömülmesine yesil gübreleme denir.
Yesil gübre bitkileri yaklasik olarak % 10 çiçeklendikleri dönemde pullukla sürülerek topraga gömülür ve toprakta çürümeleri saglanir.
Baglarda yesil gübreleme iki sekilde uygulanir:

1)Yesil gübre bitkisinin alt bitki olarak yetistirilmesi Bu sekilde yesil gübreleme daha çok yeni kurulan baglarda, kurulusundan itibaren 4 yil süre ile uygulanir. Bunun uygulanmasinda her yil omcalarin iki yaninda en az 25 er cmlik bos kisimlar birakilarak yesil gübrenin ekimi yapilir.
2)Yesil gübre bitkilerinin bagda yaprak dökümünden sonra esas bitki olarak yetistirilmesi Bu da sonbahar yesil gübrelemesi ve kis yesil gübrelemesi olarak iki sekilde uygulanir. Sonbahar yesil gübrelemesinde, tohum ekimi Agustos basinda yapilir ve ilkbahardan önce bitki topraga gömülür. Kis yesil gübrelemesinde ise tohum ekimi Eylül basinda yapilir, ilkbaharda toprak altina gömülür.
Sulamanin yapilmadigi ve yagis etmeninin de çok uygun bir durumda bulunmadigi hallerde, sonbahar yesil gübrelemesi daima kis yesil gübrelemesine tercih edilmelidir.
Yazlik fig, yesil gübre olarak kullanilacaksa dekara 15 kg, aci bakla 20 kg, kolza 2 kg ve sari hardaldan 2,5 kg ekilmelidir.

                                                               Baglarda Mineral Gübreleme
Asma, topraktan her yil belli miktarda makro ve mikro mineral besin elementlerini alarak; büyümesini, gelismesini ve ürün verimini devam ettirir. Asma uzun yillik bir bitkidir. Ürün veriminin sürekli ve saglikli olmasi için asmanin her yil topraktan kaldirdigi mineral besin elementlerinin gübreleme ile topraga geri verilmesi gerekir.
Bu yapilmadigi takdirde, ürün veriminde ve kalitesinde bir azalma söz konusu olur.
Bag topragina asmanin ihtiyaci olan besin elementlerini verebilmek için asmanin topraktan kaldirdigi besin maddeleri miktari ile, asmanin yetistigi topragin besin elementleri içeriginin bilinmesi gerekmektedir.
Yeni kurulmus baglarda, genç omcalarin iyi gelismis bir kök sistemine sahip olabilmesi için, etkili bir azotlu gübrelemeye ihtiyaç vardir. Bir omcanin aylik olarak gereksinim duydugu azot miktari ortalama 3 gramdir.
Azotlu gübrelemede amaç, verilen gübreden asmanin en iyi sekilde yararlanmasini saglamak oldugundan, gübreleme kis yagislarindan sonra yapilacaksa, gübrenin sulanan baglarda sulama hattina, sulama yapilmayan baglarda ise çizilere verilmesi gerekir. Kumlu topraklarda, zayif gelisme gösteren baglarda ve genç baglarda gübre omca gövdesine yaklasik 90 cm uzakliktaki alan içine verilmelidir.

 


Fazla azot, baglarda meyve tutumunu azaltir, tersine vejetatif gelismeyi artirir. Bu da dolayli olarak verimin azalmasina ve salkimlarda hastalik ve böcek zararinin artmasina yol açar. Damla sulama sistemiyle sulanan baglarda, azot eger sulama sistemiyle birlikte veriliyorsa, sikça noksanligi görülmektedir. Bunu önlemek için baglara aylik uygulamalarla yillik toplam 30-50 kg ha-1 azot verilmesi ya da 30 ppm lik azotun sürekli sekilde sulama sistemine verilmesi ile basarili sonuçlar elde edilmektedir (Robinson 1992).
Asmalarin fosfor ihtiyaci, azot ve potasyuma göre daha düsük düzeydedir.
Potasyum, asmanin en fazla ihtiyaç duydugu ve topraktan en fazla kaldirdigi bitki besin elementidir. Killi topraklarda potasyum daha fazla tutuldugu için yagislarla veya sulamalarla yavas yikanir. Ancak kumlu topraklarda tutunmasi iyi olmadigindan, potasyum noksanligi özellikle bu tip topraklarda görülür. Potasyumlu gübrelerin de fosforlu gübreler gibi, mutlaka kök bölgesinin yakinina verilmesi gerekir.

BAGLARDA MIKRO ELEMENT NOKSANLIKLARI,
Besin elementlerinin topraktaki eksikligi daha çok elverissiz toprak kosullari nedeniyle alinamaz forma dönüsmelerinden kaynaklanmaktadir. Çinko, bakir ve mangan noksanliklari yaprak gübrelemesiyle giderilebilir. Çinko, meyve tutumundaki rolünden dolayi çiçeklenme öncesi uygulanmalidir. Mangan ve bakir ise daha genis bir uygulama dönemine sahiptir. Bor da gereksinim duyuldugu kosullarda boraks seklinde, ya da bor çözeltisi olarak yapraktan verilebilir. Diger mikro besin elementleri de yapraktan püskürtme seklinde uygulanabilir.

Baglarda besin ihtiyacinin belirlenmesi
Baglarda ihtiyaç duyulan besin maddelerinin uygun sekilde ilavesi için yararlanilan baslica yöntemler asagida verilmistir:

Tarla denemeleri
Belirtilerin tanimlanmasi
Toprak analizleri
Bitki analizleri

ASMALARDA BESIN MADDESI NOKSANLIGINDA GÖRÜLEN BELIRTILER

AZOT: Asmalarda azot noksanliginin en tipik belirtisi, sürgün gelismesinin yavaslamasi, meydana gelen sürgünlerin zayif ve kisa kalmasi, öncelikle yasli yapraklarin ve diger yesil aksamin sararmasidir. Ayni zamanda yaprak sayisi da azalir ve meydana gelen yapraklar normalden çok küçük kalirlar, yaprak saplari kizarir. Ayrica azot noksanligi nedeniyle sararan yapraklar eksiklik giderilmedigi takdirde zamanindan önce dökülürler. Yasli yapraklarda belirtiler görüldükten sonra, noksanlik giderilmezse genç yapraklarda sararmaya baslar ve noksanligin sürekli ve siddetli oldugu durumlarda, asma bütün yaprak sistemini kaybedebilir. Azot noksanligi omcalarda çiçek ve meyve tutumunun azalmasina, meyve kalitesinin düsmesine neden olur.Azot noksanliginin meyvenin kalitesi üzerine yapmis oldugu en önemli etki meyvede seker miktarini düsürmesidir.Azot fazlaligi da asmanin gelismesini olumsuz yönde etkiler. Fazlaligi çok kuvvetli bir vejetatif gelismeye, bunun sonucunda da meyve tutumunun ve tomurcuk verimliliginin azalmasina, sürgünlerde yassilasma ve bogum aralarinin normalden uzun olmasina yol açar. Ayrica primer tomurcuk nekrozu, kis gözü içindeki primer tomurcugun ölmesine neden olur. Bu da verimin azalmasi demektir. Azot fazlaligi tanelerin burusmasina sebep olur.

FOSFOR: Fosfor noksanligi da asmada vejetatif ve generatif gelismenin zayiflamasina yol açar. Bu durumda sürgün ve yaprak sayisi çok azalir ve yapraklarda tipik renk degisiklikleri görülür. Yapraklar önce mat yesil bir renk alir, daha sonra ise yapraklarda sararma, kirmizi renk tesekkülü ve bronzlasma görülür. Yapraklar çiçeklenmeden önceki dönemde dökülürler. Fosfor noksanligi da azot noksanliginda oldugu gibi önce yasli yapraklarda görülür. Fosfor noksanligi ayni zamanda asmada meyve tutumunu azaltmakta ve olgunlugu geciktirmektedir. Fosfor noksanliginda ortaya çikan önemli belirtilerden biriside asmanin kök sisteminin zayiflamasidir.

POTASYUM: Potasyum noksanliginin sidetli oldugu durumlarda, asmada sürgün gelisimi büyük ölçüde engellenmekte ve çiçeklenmeden önce bütün yapraklarda noksanlik belirtileri görülmektedir. Yine yapraklar henüz olgunlasmadan dökülmektedirler. Potasyum noksanligi nedeniyle yapraklarini kaybeden omcalarda, ürünün normal rengini alamadigi ve olgunlasamadigi görülür. Siddetli potasyum noksanligi çeken omcalarda, az sayida, küçük ve sik salkimlar üzerinde birörnek bir renk kazanamamis,küçük tanelere rastlanir. Noksanlik sira miktarinin azalmasina ve asit oraninin artmasina da neden olmaktadir. Yapraklarda potasyum noksanliginin belirtileri yaz baslarinda ortaya çikar ve ilk olarak tipik bir sekilde sürgünlerin orta kismindaki yapraklarda görülür. Bu yapraklar uçtan ve kenarlardan baslayarak sararir.

KALSIYUM: Noksanlik belirtileri genç yapraklardan baslar ve normal yesil renklerini kaybeden ve noksanligin siddetli görüldügü durumlarda, sümüklü böcek seklinde kivrilan yapraklar kisa sürede dökülürler. Baglarda meyve tutumu azalirken, olusan meyveler gevsek bir yapi kazanirlar ve siranin tartarik asit kapsami artar. Ayrica asmada kök sisteminin gelisiminin tamamen durmasina neden olur.

MAGNEZYUM: Önce yasli yapraklardaki klorozla kendini gösterir. Kloroz yaprak uç ve kenarlarindan baslar, birinci ve ikinci ana damarlarin arasina dogru ilerler. Ileri asamada, bu damarlarin kenarlarinin yesil kaldigi ve kloroza yakalanan kisimlarin hemen hemen krem beyazi bir renk aldigi görülür. Klorozun ileri asamalarinda ise yaprak kenarlarinda yaniklar meydana gelmekte ve özelikle renkli çesitlerde yanik bir hal alan kenar dokusunun hemen iç kisminda kirmizi bir sinir dokusu olusmaktadir.

KÜKÜRT: Kükürt noksanliginin asmada sürgün ve yaprak sayisini azalttigi ve kloroza neden oldugu belirlenmistir. Kloroz azot noksanliginda olusan kloroza benzese de azot noksanliginin tersine önce genç yapraklarda görülmektedir.

DEMIR: Asmalarda demir noksanliginin karakteristik belirtisi klorozdur. Özellikle genç yapraklarda görülür. Demir klorozunda yapraklardaki en ince damarlar dahil, bütün yaprak damarlarinin yesil kalmasina karsilik, damarlar arasindaki renk degiserek açik yesil veya sariya döner. Bu durum ise yapraklarin bir ag görünümü almasina neden olur. Noksanligin siddetli oldugu durumlarda ise yapraklarda yirtilmalar görülebilir. Demir klorozu ayrica asmada generatif gelismeyide olumsuz etkileyerek, ürün kaybina neden olur.

ÇINKO: Ilk olarak sürgün uçlarinda klorozla birlikte rozetlesme adi verilen küçük ve sik yaprak kümeciklerinin olusumu ve sap cebinin genislemesi ile kendini gösterir. Ayrica tane tutumu azalir, salkimlar seyrek ve küçük taneli olur, ayrica boncuklanma görülür.

MANGAN: Tipik noksanlik belirtisi yasli yapraklarin damar aralarindaki klorozdur.

BAKIR: Bakir noksanliginin söz konusu oldugu durumlarda sürgün gelisimi yavaslar,bogum aralari kisalir,yapraklar küçülür ve renk açilmaya baslar. Bakir fazlaliginin belirtileri ise; kireç fazlaligi ve demir eksikliginden kaynaklanan kloroza benzer.

MOLIBDEN: Asmalarin oldukça az miktarda gereksinim duydugu molibdenin noksanlik belirtileri hakkinda fazla bir bilgi mevcut degildir.

BOR: Baglarda bor noksanliginin en önemli etkisi, çiçek tozu gelisimi ve çimlenmesinin engellenmesi sonucunda, meyve tutumunun büyük ölçüde azalmasidir.

Yapraklardaki noksanlik belirtileri genellikle erken sürgün döneminde görülmeye baslar. Ilk olusan sürgünlerde bogum aralari çok kisadir. Sürgünler üzerinde çok sayida koltuk sürgünü olusur. Omca adeta çali görünümü alir. Noksanligin ileri asamalarinda sürgün ucu kurur. Yine B noksanligi, yapraklarin normalden çok küçük kalmalarina ve yaprak kenarlarinin asagiya dogru bükülerek bombeli bir hal almasina neden olur. Bor noksanliginda da yapraklarda kloroz meydana gelir ve renk açilmasi baslangiçta ana damarlar arasinda görülür. Siddetli B noksanliginda noksanlik önce genç yapraklarda basladigindan yukaridan asagi dogru yaprak dökümü görülür.Bor noksanliginin en tipik belirtilerini salkimlarda görmek mümkündür. Siddetli noksanlik durumunda omcada ürün olusmaz. Bazi salkimlarda yalnizca salkim iskeleti kalir. Bazen salkimlar üzerinde birkaç tane bulunabilir. Salkim üzerinde çok sayida küçük ve çekirdeksiz tane bulunur. Bu taneler normal olarak oval veya uzun sekilli olsalar bile, noksanlik belirtileri görülenlerde yuvarlak ve biraz yassi sekillidirler. B noksanliginda ortaya çikan bu boncuklanma olayi, küçük tanelerin olgunlasmadan sert ve yesil kalmalarina neden olan çinko noksanligindan farklidir.

B fazlaliginda ilk olarak yasli yapraklarin kenarlarina yakin kisimlarinda koyu kahverenkli, hatta siyah lekeler olusur. Daha sonra bu lekeler iç kisimlara dogru ilerler ve yaprak kenarlarini içten kusatir. Sürgünlerin aktif büyüme devresindeki B fazlaligi, yeni olusan yapraklarin kivrilarak burusmalarina neden olmaktadir.

 

Gübreleme Zamani
Asmalarin azota en fazla ihtiyaç duydugu dönemler, ilkbaharda hizli sürgün gelisme dönemi ve çiçeklenmeden hemen sonra,tanenin ilk hizli büyüme devresidir. Ilkbahar gelismesi basladiginda asmanin kök etki alani içerisinde yeteri kadar azot bulunmalidir. Azotlu gübrelerin uygulama zamanini genelde toprak tekstürü, yagis miktari ile bag alanlarina girilerek pratik olarak çalisilabilme durumu belirler.
Azotlu gübrelerin tamami bir defada olmak üzere kis sonunda yada erken ilkbaharda uygulanabilir.Herhangi bir nedenle azotlu gübre uygulamasi tomurcuklarin patlamasi dönemine degin gecikmis ise o zaman nitratli gübrelerin uygulanmasi tercih edilmelidir.
Fosfor ve potasyum gibi toprakta oldukça yavas çözünen ve degisime ugrayan besin elementlerini içeren gübreler,yilin her döneminde verilebilir.Ancak bu gübrelerin de mümkün oldugunca yagmur yada sulamaya yakin dönemlerde verilmesi,sözkonusu elementlerin kök bölgesine ulasmasini kolaylasiracaktir.Ürün çagindaki baglarda fosforlu ve potasli gübrelerin daha çok geç sonbaharda verilmesi önerilmektedir.
Bu elementler ,genç baglarda omcalardan her iki yönde 50 cm uzaklikta pullukla 20-40 cm derinliginde açilan iki paralel çizinin tabanlarina;daha ileri yaslardaki baglarda ise siralarin ortasindan açilan çizilere verilmelidir.
Baglarda mikro elementlerden çinko, demir, bakir, bor ve mangan noksanliklari çok sik görülür. Bu olgu anilan elementlerin noksanliklari yaninda elverissiz toprak kosullari nedeniyle alinamaz sekle dönüsmelerinden de kaynaklanabilir. Mikro elementler topraga uygulanmalarina göre daha çok püskürtülerek uygulanirlar. Çinko, meyve olusum ve gelisimindeki rolü nedeniyle çiçeklenme öncesi uygulanmalidir. Demir, mangan ve bakir daha genis bir uygulama dönemine sahiptir. Bor da gereksinim duyuldugunda uygulanmalidir.